İzmir'de HDP İl Başkanlığına yapılan saldırı ve işlenen cinayet yakın tarihimizde yaşanan benzerlerini hatırlattı. 

Peki, periyodik olarak durmadan tekrarlayan ve sonuçları toplumlar arasındaki uçurumu biraz daha derinleştiren bu olayların faillerinde nasıl bir zihin kodlaması var?

Genel olarak kendilerini milliyetçi- devletçi- muhafazakar olarak tanımlayan, daha ziyade genç yaşlarda olan bu insanlardaki mantık silsilesinin şu sekilde işlediğini düşünüyorum;

• Birinci ön kabul;PKK örgütüne katılanlar teröristtir.

•Dolayısıyla,  bu PKK'lıların akrabalarının, arkadaşlarının, komşularının, dostlarının sempati duyduğu ve desteklediği HDP de teröristtir.

•Dolayısıyla, HDP'nin milletvekilleri, parti teşkilatları ve seçmenleri de doğrudan "terörist" olmaktadır. Çünkü herhangi bir yargılamaya tabi olmadan "terörist"  ön kabulüyle başlanan silsilede artık partiye sempati duyanın arkadaşlık, akrabalık, komşuluk gibi bir şekilde ilişkide olduğu herkes "terörist"tir.

•Dolayısıyla, HDP'yle görüşen, bir şekilde HDP'ye sıcak bakan herkes de teröristtir. HDP'yi lanetlemeyen dolayısıyla PKK'yı da lanetlememiş olur. Onlar da teröristtir.

•Dolayısıyla, CHP, İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve seçmenleri de teröristtir. Çünkü onlar da bir şekilde onlara destek vermiş oluyorlar.

•Dolayısıyla, memleketimizde "terörist" olmayan, sadece çok az sayıdaki bir grup; din, devlet, vatan ve millet sevdalısı hatadan münezzeh küçük bir insan topluluğu vardır.

•Dolayısıyla, benzer bakış tarzı diğer terör örgütleri için hatta muhalif kesimler için de olabiliyor.

Dolayısıyla, bir kısım odaklar tarafından bunun gibi duygu ve düşünceler çok kolay bir şekilde tahrik edilerek provokasyonlar oluşturulabiliyor.

Bu düşüncedeki bir insan, gözünü karartıp; annesinin yerine çalışmaya giden, emeği ile geçimini sağlayan ve  hayatının baharındaki genç bir kızcağızı katledebiliyor.

Halbuki bilmiyor ki kendince kahramanlık yapayım derken, milliyetçi-devletçi- muhafazakar kesime en büyük zararı da yine kendisi veriyor.

Dolayısıyla, sapla saman, at iziyle it izi birbirine iyice karışıyor.

Dolayısıyla, kuyruğunu kovalayan kedi gibi döngüsü bitmez bir çevrim içinde debelenen, başı dönmüş bir millet ortaya çıkıyor.

Şimdi bu ülkede terör biter mi?
Bize bizden başka düşmana gerek var mı?
Birbirimize yan baka baka nereye kadar?
Hukuk niçin var?
Masumiyet karinesi nerede?
Bu şekildeki bir bakış teröre en büyük desteği vermiyor mu?
Gerçek suçluyla suçsuzu birbirinden ne zaman ayırt edeceğiz?
Milletçe ne zaman gerçekten
"Herkes için hukuk" diyeceğiz?

Halbuki,
tek kurtuluş yolu hukuktur.
Büyük Türkiye hukukla mümkün olabilir.
Hukuk demek mutluluk demektir.
Hukuksuzluk demek mutsuzluk demektir.
Memleketi bölecek, parçalayacak en tehlikeli şey vicdanı körelmiş hukuk tanımaz, insaf bilmez bir düşünce yapısıdır.
Milleti yine milletin hukuka bağlılığı kurtaracaktır.

Esen kalın, sakin kalın ve hukukla kalın. 
banner533
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.