"STK’lara baskı daha da arttı"
 Türkiye’de 2020 sonunda yürürlüğe giren Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun, İçişleri Bakanlığı’na sivil toplum örgütleri üzerinde çok geniş yetkiler vermesi bakımından tartışma yaratmıştı.

Kanun Türkiye’deki dernek ve vakıfların çalışmalarına düzenlemeler getirmiş, merkezi yurt dışında bulunan ve Türkiye’de faaliyet gösteren dernekler de İçişleri ve Hazine bakanlıklarında daha sıkı denetime alınmıştı. ‘Terör’ ya da ‘uyuşturucu’ suçlarından ceza alanların dernekteki görevleri de yasa kapsamında sona erdirilebiliyor. Terör soruşturması halinde de sivil toplum kuruluşu çalışanları geçici olarak görevden alınabiliyor, ‘bakanlığın gerekli görmesi halinde’ ise dernek ya da kuruluşun faaliyetlerine son verilebiliyor.

Af Örgütü’nün raporunda, yasada birçok noktanın belirsiz olduğu ve bu durumun sivil toplum kuruluşlarına karşı istismar aracı kullanılabileceğinin altı çizildi. Yasanın terör finansmanına katılma riski taşımayanlar da dahil bütün sivil toplum kuruluşlarını orantısız biçimde ‘risk azaltma‘ önlemlerine tabi tuttuğu ifade edildi.

Yasada görevden alma geçici olarak tanımlansa da Türkiye’de ‘terör’ davalarının genellikle birkaç yıl sürdüğü hatırlatıldı. Sivil toplum kuruluşu çalışanının uzun süre kuruluştan uzaklaştırılmasının kendisinin bile bir ceza olduğu ifade edilerek, toplumun tamamı üzerinde ürkütücü bir etkiye sahip olacağı uyarısı da yapıldı.

Söz konusu yasanın ‘Türk makamlarının bağımsız sivil toplum kuruluşlarında çalışan aktivislere devam eden saldırısına hizmet ettiği‘ bildirildi. Af Örgütü, Osman Kavala davası, Af Örgütü Onursal Başkanı Taner Kılıç’ın ceza alması ve sivil toplum kuruluşu ve insan hakları aktivistlerinin yargılandığı Büyükada Davası’nın Türk makamlarının sivil toplumun üzerine nasıl gittiğini gösteren örnekler olduğunu ifade etti.

Raporda, sivil toplum kuruluşu çalışanlarının ‘terörist’ damgası yemesi ve meşru çalışmalarının ‘güvenlik açısından tehdit’ olarak nitelendirilmesinin caydırıcı bir etkiye sahip olduğu ve ifade ve örgütlenme özgürlüğünü de kısıtladığı tespiti yapıldı. Ayrıca, Türkiye’de 2016-2018 arasında yürürlükte olan OHAL sırasında 1300’den fazla dernek ve vakfın, 180’den fazla medya kuruluşunun ‘terör bağlantılı’ oldukları gerekçesiyle kapatıldığı hatırlatıldı.


banner530
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner532