Tarık Akan anılıyor
banner529

Asıl adı Tahsin Tarık Üregül olan sanatçı, subay olan babasının görevi dolayısıyla Erzurum Dumlupınar İlkokulu’nda başladığı eğitimini Kayseri’de sürdürdü.

Babasının emekliliğinin ardından ailesiyle İstanbul’da yaşamaya başlayan Tarık Akan, ortaokul ve liseyi Bakırköy’de tamamladı. Sanatçı, daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden ayrılarak, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu’na girdi.

Eğitimi süresince düğün salonlarında müdürlük, cankurtaranlık ve işportacılık yapan Akan, gazetelerde çıkan, “Zengin aile çocuğunu oynuyorum ama ben öyle değilim ki. Öyle de büyümedim” sözleriyle 1970’li yıllarda Yeşilçam’da canlandırdığı yakışıklı ve zengin genç ‘Ferit’ karakterine göndermede bulunarak yaşamının gerçek yüzünü şu sözlerle aktarmıştı:

“Ben emekli bir albay çocuğuyum. Bütün yaşantımız Anadolu’da, dağların tepesinde geçmiş. İlk kez, ortaokul son sınıfta İzmit’e geldiğim zaman denizi orada gördüm. Türkçem bile bozuk. Kayseri’de uzun süre kalmışız. Kars’ta, Erzurum’da kalmışız. Çocuklarla oynaya oynaya, onların diksiyonunu almışım. Ama sonra İstanbul’da düzeldi. Bakırköy’e geldik. Zar zor yaşıyoruz. Evde, dedem, abim ve ablam var. Öyle kalabalık bir aileyiz. Babam emeklilikten sonra Kasımpaşa’da düğün salonunda müdürlük yapıyordu. Gece yarısı geliyordu. Ben liseye gidiyorum, para yetmiyordu. Lise bittiği ara, geçim

İlk filminin ardından adını değiştirdi

1970’te ‘Kozalak Zeki’ lakaplı arkadaşı Zeki İrfanoğlu’nun ısrarıyla girdiği Ses dergisinin ‘Sinema Artist Yarışması’nda birinci olan Akan, yönetmen Mehmet Dinler’in ‘Solan Bir Yaprak Gibi’ adlı filmiyle 1971’de sinemaya adım attı ve Tarık Akan adını kullanmaya başladı.

Uzun boyu, yeşil gözleri ve sempatik tarzıyla izleyenlerin beğenisini kazanan sanatçı, aynı yıl Sadık Şendil’in kaleme aldığı, Orhan Aksoy’un yönettiği ‘Emine’ filminde, Filiz Akın ile başrolü paylaştı.

‘Kartpostal çocuğu’

Bir dönem ‘kartpostal çocuğu’ olarak anılan Akan, yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in yaptığı ve Türk sinemasının unutulmaz eserlerinden, 1973 yapımı ‘Canım Kardeşim’ ile 1974 yapımı ‘Hababam Sınıfı’nda başrol oynadı.

Sanatçı, 1970-1975’te, yılda 12 filmde rol alarak Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden biri haline geldi.

Oynadığı filmlerde genellikle ‘Ferit‘ adını kullanan Akan, Gülşen Bubikoğlu ile ‘Ah Nerede’, Emel Sayın ile ‘Mavi Boncuk’, Hülya Koçyiğit ile ‘Sev Kardeşim’, Hale Soygazi ile ‘Gece Kuşu Zehra’ filmlerinde rol aldı. Filmler, sinemaseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.

Politik filmlerde rol aldı

Tarzıyla 1970’li yıllara damgasını vurarak, Yeşilçam’ın jönleri arasına giren ve her rolün altından başarıyla kalkan Akan, 1977’de Zeki Ökten’in yönetmen koltuğuna oturduğu ‘Sürü’ filminin ardından politik filmlerde rol almaya başladı.

Tarık Akan, salon filmlerinde oynamamaya karar verip, sinemada farklı bir yola girmesinin ardından, Cüneyt Arkın ile ‘Maden‘ filminde başrol oynadı. Büyük ilgi gören 1978 yapımı filme ilişkin verdiği bir röportajda Akan, şu ifadeleri kullanmıştı:

“(Maden) O dönem Türkiye’nin en çok seyredilen filmi ve benim de en çok para kazandığım filmdir. O dönemde tüm sendikaların, işçi sendikalarının her yerinde, dağ başlarına kadar çıkarılıp oynatılan bir filmdir. Görevini çok güzel yerine getirmiştir. Sendikacılık, işçilik, işçi olmak, emek, sermaye nedir, açık ve net olarak altı çizilmiş olarak veren filmlerden biridir.”

Senaryosunu Yılmaz Güney’in cezaevindeyken yazdığı, Şerif Gören’in yönettiği 1982 yapımı ‘Altın Palmiye’ ödüllü ancak Türkiye’de yasaklı ‘Yol’ filminde de rol alan Akan, Cannes‘da ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında aday gösterildi.

Hapishane günlerini ‘Anne Kafamda Bit Var’ kitabında yazdı

Tarık Akan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 1981’in başlarında, Almanya’da yaptığı bir konuşma yüzünden Türkiye’ye dönüşünde tutuklandı. 12 yıl hapis istemiyle yargılanarak 2 buçuk ay hücre hapsi cezası alan sanatçı, suçsuzluğunun ispat edilmesi üzerine beraat etti. Akan, hapishane günlerini ve darbe sürecini 2002’de yayımlanan ‘Anne Kafamda Bit Var’ kitabında kaleme aldı.

Libya yapımı ‘Leyla ile Mecnun‘ filminde oynayarak uluslararası sinemaya da açılan Akan, 1991’de Bakırköy’deki ‘Taş Mektep’ adlı ilkokulun ortaklarından biri oldu, 1995’te Aziz Nesin’in ölümünden sonra ‘Nesin Vakfı’ başkanlığını devraldı.

Yedi kez ‘Altın Portakal’ alan tek erkek oyuncu

Usta oyuncu, ilk kez 1973’te ‘Suçlu’ filmindeki rolüyle Altın Portakal’da aldığı ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü, 1978’de ‘Maden’, 1980’de ‘Adak ve Sürü’, 1984’te ‘Pehlivan’, 1989’da ‘Üçüncü Göz’, 1990’da ‘Karartma Geceleri’, 2003’te ise ‘Gülüm’ filmindeki rolüyle kazandı. Böylece yedi kez Altın Portakal ödülü alan tek erkek oyuncu oldu.

Sanatçı, 1985’te Berlin Uluslararası Film Festivali’nde mansiyon, 1992’de Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’, 1996’da Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’, 2006’da Sinema Yazarları Derneği ‘Onur Ödülü’, 2007’de ise Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği’nde ‘Sinema Emek Ödülü’ kazandı.

45 yıllık kariyerine unutulmaz filmler sığdırdı

Ölümünden kısa süre önce verdiği bir röportajda, yaşamı boyunca 120 filmde oynadığına vurgu yapan ünlü oyuncu, şunları anlatmıştı:

“120 film az bir rakam değil. Bir de bu filmlere baktığınız zaman, çoğu Anadolu’da, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde çekilmiş. Müthiş baskılar, zorluklar, parasızlık, sefalet ve büyük uğraşlar içerisinde çekilmiş, büyük yapıtlar ortaya çıkmış. Oynadığım hiçbir film için ‘Neden bunu yaptım’, ‘Neden bunu oynadım’ diye bir şey asla söylemedim.”

Gezi’de en ön saftaydı

Usta sanatçı, Gezi Direnişi’nden Soma Katliamı’na birçok hak mücadelesinde en önlerde yer almıştı. Akan, AKP iktidarını, ‘cumhuriyet ve laikliğin altını oymakla’ eleştiriyordu.

2013’te Gezi Direnişi sırasında, İstanbul Taksim’deki Gezi Parkı içinde bir TV kanalına verdiği röportajda eylemlerle ilgili şunları söyledi:

“Müthiş, yani tek kelimeyle müthiş lafı bile az geliyor. Biz eski solcular olarak umudumuzu tüketmek üzereydik. Bu karanlık nasıl aydınlanır derken birdenbire bir patlama oldu.”

Barış Zeki, Yaşar Özgür ve Özlem isimli üç çocuğu bulunan, yaşamı boyunca halktan yana, mütevazı karakteriyle takdir toplayan unutulmaz oyuncu, 16 Eylül 2016’da 66 yaşındayken akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede yaşama veda etti.

banner530
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner532