Mayıs ayının büyük kısmını Peker videoları muhabbeti ile geçirdik.
Peker Haziran'da da milleti oyalayacak gibi görünüyor.
Aslına bakarsanız bu videolarda çoğumuzun yıllardır bildiği şeyler anlatıldı. Konu ile alakalı her kes konuştu, şaşıranlar oldu, şaşırmış gibi yapanlar da oldu.

Videolar izlenme rekorları kırdı. Sanki Sedat Peker videoları muhalefete olan açlığın simgesi oldu.
Yaşı müsait olanları 25-30 yıl geriye götürmek istiyorum.
O dönem Ankara da asker olmama rağmen, gazete başlıklarını hatim ediyordum. Adeta gazete manşetlerine yapışmıştık. 80’lerin sonunda birinci ve ikinci MİT raporlarını hatırlarsınız. Ülkücü mafya, polis şefleri, siyasi aktörler, hepsi Sarmaş dolaş olmuştu.

1990'larda, televizyon kanalları dahil, kısaca medya da mafya siyaset Ticaret Bermuda üçgenine katılmıştı.
Bugün adı geçen aktörlerin çoğu o dönemde zaten Esas Oğlandı. Bildiğiniz gibi mafyada devamlılık esastır. Bu olmazsa olmaz bir kuraldır.

Genç arkadaşlar için küçük bir özet yapmaya çalışacağım. Anlatmaya çalıştığım bu mesele ganimet paylaşımıdır.  İktidar içinde rolleri paylaşmış farklı çevreler, paylaşımda zamanla  sorun yaşıyorlar. Zamanla canı yanan kim varsa geçmişe dair ne kadar kirli çamaşır varsa ortaya döküyor. Hepsi bu.

Gelelim konumuza. 
Hepimizin bildiği gibi 25 yıl önce Susurluk'ta bir kaza yaşandı. 3 Kasım 1996'da. Susurluk'ta bir Mercedes bir kamyonla çarpıştı siyaset mafya emniyet gardaşlığı ( Şapka düştü, kel göründü) örneğinde olduğu gibi ne kadar pislik varsa ortaya döküldü. 
Lütfen dikkat; ....ve o yıllarda Mehmet Ağar da İçişleri bakanıydı.
Erzurum valiliğinden hemen sonra, hızlı bir yükselişle içişleri bakanlığına kadar gidebilmişti.

Cumhuriyet Gazetesi'nde Miyase İlknur Zehra Özdilek Tuğba Özer'in hazırladı bir yazı dizisi var. Kirli üçgen başlığı ile yayınlanıyor. O yılları yaşamış biri olarak, anlatmaya çalıştığım konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmak isteyen tüm dostların okumasını şiddetle tavsiye ederim. 

Orada 1980'li yılları anlatan bir paragraf var. Siyaseten bakanlığa gelmiş bir isim. Gümrük kapılarına kaçakçıların isteği ile atanmış müdürler.
Bu müdürlerini atanması için milyonlarca döviz rüşveti siyasetçi ve bürokrasiye ödeyen uyuşturucu kaçakçıları.
Kaçakçılarla siyasetçiler arasında ilişki kuran kamuoyunda “Saygın iş insanları ve uyuşturucu kaçakçısı hakkında onu koruyun” diye sıkıyönetim başkanlığına resmi yazı ile başvuran MİT. 

Velhasıl anlayacağınız durum o gün de aynı, bugün de aynı.
1970-1980 darbeleri sonrasında babalar operasyonları yapılmıştı.  Lütfen yine dikkat, her iki operasyonda da Mehmet Eymür görev başındaydı. 

Ziya Kalkavan, Kürt İdris, Dündar Kılıç, Arapnasri gibi mafya isimleri gözaltına alınmıştı. 80 sonrası. Ardından uyuşturucu ve silah kaçakçılarına sıra gelmişti.
O dönem Gümrük ve Tekel Bakanlığı koltuğunda Tuncay Mataracı vardı. 
Yaşı benim gibi müsait olanlar hatırlayacaktır. Mataracı'nın  rüşvet karşılığında gümrüklere atamalar yapan mafya babaları da Abuzer Uğurlu ve adamları idi.

Olay şöyle istiyordu. Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı gümrük kapılarında yapılacak tayinlerle ilgili listeleri bu mafya isimleri Abuzer Uğurlu ve adamları hazırlıyordu. Sonra bu isimleri bakana ileten mafyanın kilit isimleri vardı.
Eski Gümrük ve Tekel bakanı ile uçan balık lokantası sahibi Uğurcan Elmas. Bunlar listeleri Tuncay Mataracıya  iletiyorlardı.
Bakan Mataracıya hizmetleri karşılığı ödeme yapanda müteahhit Şaban Eyüboğlu duydu. Bu İsimler aynı zamanda uyuşturucu trafiği ile de meşguldürler.

Mesela 1980 yılı Aralık ayında 1500 kilo uyuşturucu Hollanda'ya sokarken bir adam yakalanmıştı, adı Süleyman Necati topuz. 
Malın asıl sahibi Uğurcan Elmas. Uğurcan Lokantasının sahibi Uğurcan Elmas'ın ismini ve Abuzer Uğurlu vermişti.

Son 50 yıllık  tarihimiz bu gibi ilişkilerle dolu... Siyaset bilimi de  “Mafyokrasi” diyor  bu duruma. 70 ler den beri en önde gelen İş Adamları, bürokratlar ve  mafya ilişkileri hepimizin anlayacağı gibi net bir şekilde ortada. Bunları anlamak için dahi olmaya gerek yok.

Türk mafyası Avrupa'nın önde gelen mafya gruplarından biri olarak sayılıyor. 
Uyuşturucu ile besleniyor. Yaklaşık 5 milyar dolar gibi bir parayı cebe indiriyor. Türkiye'den geçen uyuşturucu trafiğinin hacmi 100 milyar dolara ulaşıyor. Böyle bir para söz konusu olduğuna göre paylaşım da son derece de önemli. 

Para bu boyutta olunca hükümetlerle iç içe geçmiş Mafya, Tarikat, Aşiret, Medya ilişkileri belli aralarla ortaya çıkıyor ve totosunu kapatamadığı gibi, doğal olarak gardaş olduğu gruplarla hesaplaşmaya başlıyor.

Hukuk bildiğiniz gibi. Hukuk guguk olunca pudra şekercilerde Alemin Kralı. 
Zaman zaman güç kavgaları olduğunda birileri harcanıyor. Bu kez de harcanan Peker oldu ki, o bağırıyor. “Suriye'de Türkmen kardeşlerimize tırlar dolusu yardımı yolladım ama meğerse SADAT adlı Cumhurbaşkanına bağlı örgüt, El Nusraya yolladığı silahları bizim tırlara katmış.”  Haberim yoktu diyor. 
Paraların nerelerde toplandığına, kimlere yapıldığına dair birtakım bilgiler ifşa ediyor. 
Zaten son videosunu da Tayyip abisine “Tatlı Sert Tehditlerle” bitiriyor. “Önümüzdeki günlerde nasıl Tanıştığımızı da açıklayacağım” diyor.

Mesela bir fotoğraf vardı. Bu fotoğrafa bir daha bakarsanız Bodrum Yalı kavak Marinada mafyanın devamlılığı ve kurumsallaştığının fotoğrafını görürsünüz benim gibi. Bence Susurluk'ta ölen Abdullah Çatlı'nın rolünü Alaattin Çakıcı üstlenmiş görünüyor.

Devlet Bahçeli'nin cezaevinden çıkardığı Alaattin Çakıcı, Korkut Eken Susurluk ile bugün arasında sürekliliğin aynası ve fotoğraftakilerin hepsi Özel Harekat yapılanmasının adamları.


Fotoğraf nasıl değişir. 30 yıl önce İtalya'da Temiz Eller operasyonu yürüten Savcı Dipietro, “her şey değişti” demişti. Ama “hiçbir şey değişmedi” diye eklemişti.

İtalya'da 1992'de Masonlar, Vatikan, mafya, Faşist iç içe geçmişti. Amerika ile sıkı ilişkileri vardı. Dünyanın birçok yerinde mafya, siyaset birlikteliğini en açık seçik göreceğiniz yerler vergi cennetleridir.

Olayı kavramak için Atilla İlhan’ın dediği “şu yeşili takip eden” sözünü kulağımızın bir tarafında tutalım. Tüm dünyada ve tabii Türkiye'de kapitalizmin lağım kokuları etrafı sararken olan bize oluyor.

Bunu unutmayalım. Buna ne kadar daha göz yumacağız, bu da bize bağlı.

banner533
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.