ABD Temsilciler Meclisi'nin başkanı  Nancy Pelosi'nin Tayvan ziyareti gündemdeki en hareketli konulardan biriydi.

ABD ve Çin gibi iki süper gücü karşı karşıya getirdi.

Nancy' nin Tayvan'a inişinde üzerindeki pembe elbise çok dikkat çekiciydi. Bir o kadarda anlam ifade ediyordu.

Pembe, sevecenlik, masumiyet, şefkat gibi konuları anımsatır. Bu rengin kadınlık ve anneliğine vurgusu çok nettir.

Kız çocuklarına birçok zaman pembe elbiseler giydirilir. Yeni doğan kız çocuklarının sembol rengidir adeta.

Belli bir yaşta pembeler giymiş, Tayvan'ı ziyaret eden bir kadın.
Olay bu kadar kritik olunca diğer hassas ayarların yanında bunların da özellikle kurgulandığını, tesadüf olmadığını düşünüyor insan.
Çok ince bir diplomatik aklın ürünü bence.

Ben buraya bir tehdit olarak değil bir dost olarak geliyorum.
Çatışmaya değil desteğe geldim. Bir anne gibi geldim. Evet güçlüyüm ama aynı zamanda insancılım da.
Bunu çoğaltabiliriz. Neticede birçok mesajı içinde barındırıyor.

ABD, bu kadar çeşitli ve uzak coğrafyalarda bu kadar farklı ırk ve kültürlerdeki insanlara kendini sevdirebiliyor da yanı başında Çin Halk Cumhuriyetini temsil eden Çin Kominist Partisi neden bu kadar itici görülüyor.

Çevremizdeki birçok insandan Amerikan Emperyalizmi ile ilgili şikayetler duyuyoruz.
Kendilerince haklı olabilirler.
Bu durumda akla şöyle sorular geliyor:
Emperyalist rejim veya düşünce sadece ABD'de mi ya da sadece batıda mı?
Rusya, Çin, İran gibi ülkelerin yayılmacı ideallerine ve faaliyetlerine ne diyeceğiz?
Bunların arasında özellikle ABD dünyanın öbür tarafındaki insanlara kendini nasıl sevdirebiliyor?
Sadece "Ben güçlüyüm!" diyerek mi?

Görülen o ki burada gücü olan ve aynı zamanda pembe olan daha karlı çıkıyor.
Güç bende demek yetmiyor.

Pembe deyince sadece bir rengi kastetmiyoruz elbette.
ABD ve Batı, insan hakları, demokrasi, adalet, inanç özgürlüğü, fikir özgürlüğü ve ifade özgürlüğü gibi kavramlarla bu pembe rengin altını doldurma iddiasıyla hareket ediyorlar.
Belli seviyede de olsa bu iddialarının altını dolduruyorlar.
Dünyanın dört bir yanından ABD ve Avrupa'ya doğru giden göç dalgaları bu konuda bir fikir veriyor.

Görülen o ki biz siyasette pembe rengimizden epey bir şey kaybetmişe benziyoruz. Komşularımızdan problemli olmadığımız yok gibi.

Kendi içimizde de durum iç açıcı değil. Herkes bir taraftan asılıyor.
Herkes herkesi kendisine benzetmeye, kendisi gibi düşündürmeye ve inandırmaya çalışıyor. Olmuyorsa seni toplumun öcüsü gibi görüyor ve gösteriyor.
Vatan bölünmüyor. Vatan evlatları parça parça. Gücü yeten kime denk gelirse vuruyor.

Bence, biz de hem çevremizdeki bölgede hem de kendi içimizde birbirimize pembe olalım, pembe tarafımızı daha çok ve gerektiği kadar gösterelim derim. 

Ülkemizin siyasetinde de kadın elinin ve pembe gücün etkisinin artması dileğiyle esen kalın.

banner533
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet 2 ay önce

İnsancılığın diplomaside ne kadar kıymetli olduğunu renk üzerinden çok anlamlı yorumlamış yazar. Umarım ülkemizde de pembe etkisi olur da toplum sakinleşir.

Avatar
Süleyman 2 ay önce

Vatan evlatları parça parça,güç yetmiyor, daha anlayisli bir insanı durusa ihtiyaç cok