Birbirine zıt iki kelime ve iki hal.
Saygın olan sahtekâr olmaz.
Sahtekâr olan saygın olamaz.
Normalde böyledir.
Olması gereken de budur.


Fakat zaman zaman bu iki özelliği barındıran insanların sayısı artar.
Aslında artan sahtekârlıktır.
Azalan da saygınlık.
Fakat sahtekârlar güçlenip nüfuz kazanmaya başlayınca bu çok tehlikeli durum baş gösterir.
Tehlikeli bir hastalığın vücudu sarıp çökerttiği gibi, bu durum da, toplumu, milleti ve devleti çökertir.

Böyleleri için hiçbir kuralın, dini, ahlaki ve toplumsal hiçbir değerin önemi yoktur.
En kutsal şeyleri bile kullanıp atmaktan çekinmezler.
Onlara göre ticari, sosyal ve hatta siyasi hayatta ilerlemenin, ayakta kalmanın kuralıdır bu.
Çok rahatça yalan söyleyebilirler.
Her şeyin üzerine rahatça yemin edebilirler.
İnsanların hakkına girmek, hukukunu çiğnemek onlar için çok sıradan bir şeydir.
iş hayatının normalidir,
ama bir şekilde sahip olduğu maddi imkanlar, içinden geldiği çevrenin verdiği avantaj, hasbelkader doğuştan getirdikleri fiziki görüntü, azıcık fazla gibi gözüken zekaları ya da başka bir şeyden dolayı saygınlıkları vardır.


O insanların yaptığı aynı şeyleri sıradan birisi yapsa yüzüne tükürülür ve dışlanır. Aynı şeyleri bu sözüm ona saygın ve itibarlı kişiler yapsa makul, masum hatta sevimli gelir.

Bu tipleri her yerde ve her makamda görebilirsiniz.
Hemen ilk bakışta tanıyamayabilirsiniz.
Şansınız varsa zarar görmeden önce yeterince tanımak için zamanınız olur.
Böyle insanlar önce sizin neden hoşlandığınıza, nelerden bahsettiğinize bakarlar.
Bir yönüyle profesyonel davranırlar.
Böyle insanları görürseniz -ya da farkederseniz diyelim- ondan hemen uzaklaşın.
Böyle insanları çok sık görüyorsanız orayı terki diyar eyleyin,
ya da imkanınız varsa böyle insanlarla meşru ve yasal çerçevede mücadele edin,
ama bilin ki işiniz kolay değil.

Aman çok dikkat.
Bir an durup kendimize bakalım.
Farkına varmadan biz de böyle insanlar gibi olmayalım.
Hatta şöyle bir aynaya bakalım, böyle özellikler bizim yüzümüzde de kendini göstermiş mi, böyle özellikler bizde de var mı?


En tehlikeli şey minik minik adımlarla bazen bu hallere düşme ya da "başarılı!"
olma ihtimalidir.
Bir de bakmışsınız, bir anda "saygın!" oluvermişsiniz ve de "Hayatın gerçeği bu." demeye veya böyle düşünmeye başlamışsınız.
Sonra derler ki; pişti, hayatı öğrendi ve başardı!
Başardıkça! çevre de ona göre oluyor tabi.
"Başarılı!" "saygın!" isanların çevresinde elbette ona layık insanlar olacaktır.

Başarılar dilesem mi dilemesem mi bilemedim.

En iyisi şöyle diyeyim:
Esen kalın ne olursa olsun hakla, hukukla ve gerçek bir saygınlıkla kalın.

banner533
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.