Gün geçtikçe insanları kendisinden daha çok nefret ettiren bir kurum var, o da Belediyelere bağlı olan zabıtalardır. 
Haberler de her zaman duyduğumuz dayak destanlarının yanında bir de gözlerimizin önüne düşen irili ufaklı bir çok hikayeleri var bu efendilerin. 

İşlerini alnının akıyla yerine getiren kahraman zabıtamız, sokak müziği yapan gencin yanına giderek önce ayağıyla gitarın kutusunu kapatıyor, ardından sanat yapan bir gencimizin önündeki mikrofonu eliyle ittiriyor.  

Bu anlamsız hareketini sokak müziği yapan gence nasıl ifade etti bilmiyorum ama, işi daha da ileri götürerek tekme tokat girişiyorlar delikanlıya. Televizyonda izlerken İçim cızladı ama neye yarar. 
Adamın önünde duran beş kuruşsuz gitar çantasına mı üzüleyim, zabıtanın hareketlerine mi kızayım bilemedim.

Beni en çok üzen de, apar topar oradan ayrılmak zorunda kalan sanatçıya izleyenlerin ellerindeki paraları verememiş olmasıydı.
Artık, zabıta rüyada görülse bile, bir yakınınızla aranızın açılmasına sebep oluyor. Garibanlara ceza yazan, yeri geldiğinde şiddete başvuran bir memur türü olarak görünüyor maalesef.

Halkı bunaltırsanız olacağı bu. Ulan ne yapsın adamlar hırsızlık mı yapsın. Seni beni gasp mı etsin ne yapsın?  Ali kıran baş kesenlik yaptıkça daha çok dayak yer bunlar. Bunlar zabıtaların iyi günleri. Halk patlamak üzere benden demesi.
Türk halkı patlarsa ortalık ateş yerine düşecek. Küçük esnaf ve seyyar satıcıların sırtına yapışan, asalak haline gelmişlerdir. 

Çevreyi gözlemliyorum; zabıtalar ne konuda haksız, eğer adamın işletme ruhsatı varsa, vergi levhası varsa ve devlet malı olan kaldırım ve yollara sandalye ve masa koymaları için izni de varsa zabıta tabiki haksızdır. 

Ama sıra büyük işyerlerine gelince tık yok zabıtadan.  Zenginleri kollamayacaksın kardeşim. Küçük esnafın ödedikleri vergi ile yapılan yola, kaldırıma masa, sandalye ve tezgahlarını koymaya hakları yoktur.  Diğerleri de esnaf, gelir vergisi, emlak vergisi, çöp vergisi, kira için ödenen bir sürü vergi veriyor küçük esnaf.
Farkında mısınız; zabıta, canı sıkıldığında eğlence olsun diye, pazarlara dalıp pazardan yer almayan ve köşede ticaret yapan garibanlara sataşıp halkın içinde öfkeye, kine yol açan kurum haline getirmiştir. 

Birçok ilin çarşılarına baktığımızda kendi yeri olan dükkan önündeki kaldırıma masa sandalye atan hiçbir esnafa karışır mı zabıta: çok nadir görürsünüz.

Çünkü esnafla bir anlaşma yapılır ve bunun karşılığı da farklı alanlarda mutlaka görülür. 

Peki sizce de zabıtalara ihtiyaç var mı bu ülkede. Bence yok.

Boşuna ödenen maaş ve burada saymayacağım kadar bilinmeyen sıkıntıları var.
Bu ülkede bazı insanların devlete ödemediği milyonlarca lira vergi borcu tek kalemde siliniyor. 
Öte yandan bu krizde evine ekmek parası kazanmak için çalışan garibanların tezgahlarını kapatmaya çalışıyorsun. Kanun sadece fakir için mi var, zenginler vergi ödemez. 

Büyük marketler kaldırımlarda yayalar için geçecek yer bırakmazlar.

Millet yürümek için trafiğin içinden geçer, zabıtalar galipte kaldırımları boşaltın, insanları ve trafiği tehlikeye atıyorsunuz diyemiyorsa, demek ki orada bir sıkıntı var.

Zabıta daha olgun ve dikkatli davranmalı. Bu ülkenin kolluk kuvvetleri var yardıma ihtiyacını olduğunu düşündüğün yerde çağıracaksın polisi. Senin tekme tokat girişmeye hakkın yok. 

Belediyeler bünyesinde barındırdığı zabıtanın yaptıklarından dolayı özür dilemeli. Özür dilemek de bir erdemliktir. 
Haklı veya haksız çıkarsın, farklı bir olay.  "Benim esnafım yada, benim vatandaşım bir saldırıya uğramıştır" der, özür dilersin.

Belediye başkanı başta olmak üzere, yetkililer dahil önce bu meseleyi bir doğru okumayı öğrenmesi gerekir.

Ondan sonra esnafın suçu varsa biz de bir vatandaş olarak bunu kabul edelim.

Durduk yerde elimize taş, sopa neden alalım?  Biz burada geleni geçeni dövüyor muyuz. Çay kahve içsin diye yalvarıyor muyuz?

Saldırıyı meşru kılmak için kendinizi haklı çıkarmaya çalışmıyoruz. 
Sözüm belediyeyi yönetenlere, başka sözüm yok.

banner533
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.